Kadına ve çocuğa karşı şiddet, tecavüz ve istismar vakaları maalesef her geçen gün artmaktadır. Yargının eril dili ve ceza indirimleri , namus cinayeti adı altındaki hoşgörü uygulamaları caydırıcılıktan uzaktır. Devlet acilen koruyucu/önleyici tedbirlerini artırmalı, mağdurları ve toplumu tatmin edici çözümler üretmelidir. Sadece medyaya yansıyan olaylar değil bu konulardaki tüm vakalar ciddiyetle takip edilmelidir. Geleceğimiz için önce çocukları düşünmeli, sevgi ile eğitmeli ve korumalıyız. Yargı organları şiddet, taciz, tecavüz ve istismar suçlarının soruşturma ve kovuşturmasını etkili bir şekilde yapmalıdır. Uluslararası ve ulusal mevzuatın gerektirdiği tüm usuller uygulamaya geçmelidir. Uygulanmayan, varlığı dahi bilinmeyen bir çok kanun ve anlaşma metnini hayata geçirilmelidir. Mağdur çocukların tekrar mağdur olmasına yol açacak uygulamalara karşı dikkat edilmelidir. Türkiye’nin ilk imzacısı olmakla övündüğü İstanbul Sözleşmesine uygun şekilde bu vakaların önlenmesi için sivil toplum kuruluşları da dahil edilerek etkili düzenlemeler yapılmalıdır. Tüm toplumu üzen bu vakaların yaygınlaşması gerçeği nedeniyle ivedilikle koruyucu/önleyici politikalar geliştirilmeli ve uygulanmalıdır. Toplumdaki cinsiyet eşitsizliği ve şiddet dilinin yaygınlaşması , saldırgan İle empati yapılması, suça haklı bir sebep aranması kadına ve çocuğa şiddet, tecavüz ve istismarın temel sebepleridir. Bu sebeplerden arınmış bir toplum için şiddet tecavüz ve istismarlara karşı tüm makamlar nezdinde biz hak savunucuları mücadeleye devam edeceğiz.
Malesef gidenleri geri döndüremeyiz ama geride kalanların adalete inanması, hayatlarının bir nebze daha yaşanır kılınması , başkaca oluşacak suçların önlenmesi için faillerin indirimsiz en ağır cezayı almaları için var gücümüzle savaşacağız .
ANKARA BAROSU GELİNCİK MERKEZİ